EĞİTİM

Çocukların ilk ihtiyacı güven, sonra bilgi

Çocuklar pandemi döneminin sıkıntılarını henüz atlatamamışken, hepimizi derinden etkileyen orman yangınlarının acısını hissettiler, haberleri dinlediler ve endişeye tanıklık ettiler.

Çocukların ilk ihtiyacı güven, sonra bilgi

Çocuklar pandemi döneminin sıkıntılarını henüz atlatamamışken, hepimizi derinden etkileyen orman yangınlarının acısını hissettiler, haberleri dinlediler ve endişeye tanıklık ettiler.

Çocuklar pandemi döneminin sıkıntılarını henüz atlatamamışken, hepimizi derinden etkileyen orman yangınlarının acısını hissettiler, haberleri dinlediler ve endişeye tanıklık ettiler. Sadece yangına yakın yerlerde bulunan çocuklar değil tüm çocukların doğal afetlerin yaratacağı endişeyle baş edebilmeleri için, duygularının ciddiye alınması, afetin neden/sonuç ilişkisinin doğru anlatılması ve güvende hissetmelerinin sağlanması gerekli. DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü Çocuk ve Genç Psikolojik Danışmanlık Merkezi Bölüm Başkanı Klinik Psikolog Gülşah Ergin, başta yangın olmak üzere doğal afetlerin çocuklar üzerindeki olası etkilerini ve çözüm yollarını paylaştı. 

Çocuklar tarihi bir değişim sürecine tanıklık ediyorlar. Tüm dünyayı etkisi altına alan küresel ısınma ve iklim değişikliği süreci, beraberinde sıradışı doğa olaylarını ve afetleri de getiriyor. Çocukları, sadece ülkemizde değil, dünyanın her yerinde artış gösteren doğal afetlerle ilgili sağlıklı bir biçimde bilgilendirmek, neden ve sonuç ilişkisini anlayabilecekleri şekilde anlatmak ve hepsinden önemlisi güvende hissetmelerini sağlamak ailelerin en önemli sorumlulukları arasında yer alıyor. 

DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Klinik Psikolog Gülşah Ergin Yangın, çocuklara bilgi vermenin onları rahatlatacağına ve kaygılarını azaltacağına dikkat çekerek “Yangın, çocuklara diğer doğal afetler çerçevesinde anlatılabilir. Doğal afetlerin düzensiz ve çoğunlukla önceden kestirilemeyen doğa olayları olduğu söylenebilir ve örnekler üzerinden çocukla sohbet edilebilir” dedi.

Güven duygusunu destekleyin 

Klinik Psikolog Gülşah Ergin çocukların bir olayı travmatik bir deneyim olarak yaşaması için illa o olayı birebirde yaşaması gerekmeyeceğini; o olaya şahitlik etmenin, o olayla ilgili yaşananları duymanın ve hatta yaşananları ekranda görmenin de çocuklarda travmatik bir etki yaratabileceğini söyledi. Ergin, bir bireyin fiziksel ve psikolojik kapasitesini aşan her şeyin travmaya dönüşebileceğini ifade ederek, “Travmatik bir olaydan sonra tüm çocuklar aynı tepkileri aynı zamanda göstermeyebilirler. Her çocuk için “olağan” hallerinin dışına çıkan her türlü davranış ve duygu değişimi dikkatle takip edilmelidir. İçe kapanma, eskiden yapabildiği bir şeyde gerileme, genel bir korku-kaygı veya öfke hali, aşırı hareketlilik, bedensel semptomlar travmatize olmuş çocuklarda sıklıkla görülen belirtilerdendir. Travmatik bir deneyim yaşayan çocuğun en çok “güven” ve “güvende hissetme” duyguları zedelenir. Bu nedenle fiziksel ve duygusal olarak çocuğun yanında olmak, onu sevdiğimizi söylemek, “şimdi” güvende olduğuna özellikle vurgu yapmak çok önemlidir. Neler olduğu, şimdi ne durumda olunduğu konusunda bilgi verilmesi ve yaşananlar karşında “Ben de çok üzüldüm. Ben de çok korktum” gibi cümleler ile kendi duygularımızın da paylaşılıyor olması yine çocuğu çok rahatlatacaktır. Ayrıca çocuklara oyun ve eğlence için fırsatlar yaratılması da onların iyileşme süreçlerini hızlandıracaktır” dedi.

Haberleri izlemek sarsıcı olabilir

Klinik Psikolog Gülşah Ergin haberlerin çoğu kez gündemin en kötü, en etkileyici yanlarına odaklandıklarını ve içeriklerin çocuklar için çok sarsıcı ve çok üzücü olabileceğine değindi ve “Yayınlanan haberlerin çocuklara değil büyüklere yönelik hazırlandığını unutmamalıyız. Çocukları direkt olarak haberlere maruz bırakmamak daha doğru olacaktır. Bununla birlikte çocuklar yine de etraftan bir şeyler duyuyor olabilir. Çocukları ülkemizde ve dünyamızda olan gündem hakkında yaşlarına uygun olacak şekilde bilgilendirmek, soruları varsa sorularını yanıtlamak ve duygularını ifade etmek konusunda onlara yardımcı olmak çok önemlidir” dedi.

Duygularını hafife almayın

Toplumun her kesimini etkileyen ve gündemi tümüyle kaplayan doğal afet süreçlerinde çocukların duygularını hafife almamanın kritik önem taşıdığını söyleyen Ergin “Çocuklara “Korkulacak ya da üzülecek bir şey yok.” demek doğru bir yaklaşım değildir. Tam tersi böyle durumlar karşısında korku ve üzüntü hissetmek çok normal bir durumdur. Korku içinde olan bir çocuğa “Sen şimdi böyle şeyler duydun/gördün, anlayamadın, ondan çok korktun.” ya da “Böyle şeyler olduğu için çok üzüldün, kafan çok karıştı.” demek çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Böylelikle çocuğa duygularını ifade etme konusunda destek olunurken aynı zamanda da onun sakinleşmesi sağlanmış olacaktır. Ayrıca böyle durumlarda yardım kaynakları hakkında bilgi vermek de çocukları çok rahatlatacaktır: ‘Şimdi orada itfaiyeciler, polisler, doktorlar var. Herkes ellerinden geleni yapıyor.’ gibi açıklamalar yapılabilir” dedi.

Önce güven sonra farkındalık

Gülşah Ergin afet dönemlerinde önceliğin güven oluşturmak olduğunu, fakat iklim değişikliğinin gelecekteki olası etkilerini çocuklarla paylaşmanın da faydalı olabileceğine vurgu yaptı. “Çocuklar var olan küresel değişimin sorumlusu değiller ve onlara taşıyabileceklerinden fazla sorumluluk yükleyemeyiz. Yine de tüketim, çevre koruması, orman, ağaç ve hayvan sevgisi, su ve enerji kullanımı gibi konularda dikkatli olmalarını sağlayacak bir bilgilendirme oyun mantığında onlara aşılanabilir. Öncelikle rol model olmak, örneğin unutulan ışıklarla ilgili teftiş görevini çocuklara vermek, daha az kâğıt kullanımını desteklemek gibi ev içi aksiyonlar sürdürülebilir bir geleceğin inşasına katılımlarını sağlayabilir” dedi.


Hibya Haber Ajansı